
İşçiler ve işverenler, iş
sözleşmesini anlaşarak sona erdirebilirler. Bu sona erdirme anlaşması
uygulamada ve yargı kararlarında “örtülü bozma sözleşmesi” veya “ikale” olarak
adlandırılmaktadır.
İşçi ve işveren iradelerinin
fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. İş Kanunu’nda
bu fesih türü yer almasa da taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş
sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın
(icap) ardından, diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale)
kurulmuş olur.
Uygulamada iki tür ikaleden
bahsedebiliriz Birincisi, işçinin özgür iradesine dayanan gerçek ikaledir.
İkincisi ise işçinin fesihten doğan hakları ve iş güvencesi hükümlerini dolanma
(ya da ortadan kaldırma) amacı güden ve aslında işverenin feshini gizlemeye
yarayan görünürdeki ikaledir.
Bu başlıkta ikale
sözleşmelerinden doğan ödemelerin sigorta primi ile ilişkisini ele alacağız.
Sosyal güvenlik uygulamalarına
göre;
1- İkale sözleşmesi ile
ikale bedelinin hangi kalem alacakları / tazminatları kapsadığının belirtilmesi
halinde, bu alacaklar / tazminatlar 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel
Sağlık Sigortası Kanunu’nun 80’inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde
istisna tutulan ödemeler arasında yer alıyorsa sigorta primine esas kazanca
dahil edilmeyecek, bu istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm
ödemeler sigorta primine esas kazanca dahil edilecektir.
2- İkale sözleşmesi ile
kararlaştırılan ikale bedelinin hangi kalem alacakları / tazminatları
kapsadığına yer verilmemesi başka bir deyişle ayrım yapılmaması halinde bu defa
ikale bedeli adı altında yapılan tüm ödemeler sigorta primine esas kazanca
dahil edilecektir.


